Blok zinciri seyahat ve konaklama sektörlerini dönüştürecek

Blok zincirinin finans dünyasını değiştireceğine artık kesin gözüyle bakılıyor. Bu teknolojinin ciddi dönüşümler yaratacağı bir diğer alanın ise ulaştırma endüstrisi olması bekleniyor.

Aynı fikri paylaşarak bir araya gelen insanlar imkânsız denilenleri başarabilirler. Günümüzün en yenilikçi şirketlerinden Airbnb ve Uber’in başarısı ise tersi şekilde paylaşmamalarından kaynaklanıyor. Bu şirketler sürekli olarak yeni ürünler geliştirip, daha büyük pazarların dengeleri bozuyor. Blok zincirini heyecan verici kılan ise günümüzde şirketlere büyüme patlaması yaşatan bu yaklaşıma bozucu etki yapacak.

Dikey sektörlere erişim sağlıyor

Slock.it isimli girişim, nesnelerin interneti ve blok zincirini bir araya getirerek bu teknolojinin dikey sektörlerde nasıl kullanılabileceğine dair iyi bir örnek teşkil ediyor. Daire kiralama sürecini özgürleştiren sistem, ev satmak, kiralamak ya da paylaşmak isteyen herkesin Uber ya da Airbnb gibi bir yönetici aracıya ihtiyaç duymadan bunu yapabilmesini sağlıyor.

Blok zinciri süregelenden bir hayli farklı bir altyapı sunuyor. Kendi kendini sürdüren sistem, herhangi bir yöneticiye ihtiyaç duymadığı gibi, tüm verileri şifreleyerek güvenliği de sağlıyor.

Airbnb bu teknolojinin büyük potansiyelini fark etmiş olacak ki, geçtiğimiz yılın nisan ayında Bitcoin girişimi ChangeCoin’i satın aldı. En popüler örnek Bitcoin dahil, dünyadaki tüm kripto para birimleri blok zinciri teknolojisiyle çalışıyor.

Güvenlik ve saydamlık konusunda faydalı

Blok zinciri hâlihazırda birçok alanda yenilikçi projenin hayata geçirilmesi için kullanılıyor. Bunlar arasından ulaştırma ve konaklama sektörlerinin dikkat çekici örnekler ortaya koyduklarını söylemek mümkün.

Havayolları şirketleri için teknolojiler geliştiren SITA, daha fazla yolcuyu hızlı ve güvenli şekilde bilet vizesine ulaştırmak için blok zincirinden faydalanıyor. Geliştirilme aşamasındaki Smart Path adlı proje, yolcu sayısına ve kimliklerine göre olası tehditleri araştırıyor.

Blok zincirinin bu kullanım şeklini mümkün kılan şey tanımlanabilir dijital kimlikler. Yolcuların mobil cihazında şifreli şekilde tutulan biyometrik ve kişisel veriler, yalnızca telefonların veya yolcu yüzlerinin taranarak check-in işleminin tamamlanmasını sağlayacak.

Günümüzde kullanılan uçak bileti dağıtım sistemleri her bir bilet için ilave ücret alıyor. Bu konuda başı çeken Lufthansa’dan alınacak bir uçak bileti için 16 avroya kadar ek ücret alınabiliyor. Türk Hava Yolları’nın da üyesi olduğu Star Alliance ortaklığı, 2005 yılında GDS New Entrants isimli bir proje başlatarak alternatif dağıtım sistemleri bulmak istediyse de başarılı olamadı.

Aracısız bir yapı ortaya çıkartıyor

Aynı durum konaklama için de geçerli. Dağıtım tamamen Booking.com, Trivago gibi siteler ve turizm şirketlerince sağlanıyor. Oteller de tıpkı havayolları şirketleri gibi aracılara ihtiyaç duymadan hizmetin dağtımını yapmak istiyor. Blok zincirinin vaadi de tam olarak bu.

Webjet ve Microsoft tarafından geliştirilen rezervasyon odaklı bir blok zinciri, hâlihazırda Webjet Group bünyesindeki otellerde test ediliyor. Sistemin üzerinde çalışılan sorunlarının giderilmesinin ardından, Webjet Group otelleri herhangi bir aracı olmadan rezervasyon almaya başlayacak.

Blok zincirinin bu alanlarda büyük devrimler yaratması çoğunlukla dağıtım sistemlerine bağlı görünüyor. PwC’nin yaptığı hesaplamaya göre, havayolları şirketleri biletlerini kendi siteleri dışında sattıklarında yüzde 20’lere varan oranda dağıtım maliyetiyle karşılaşıyor. Lufthansa ve Türk Hava Yolları gibi şirketlerin yıllık dağıtım maliyetleri yüz milyonlarca avroyu buluyor. Blok zincirinin tüm bunları değiştirebilmesi ise sektörün geneli tarafından benimsenmesinde yatıyor.