Artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik e-ticareti nasıl dönüştürüyor?

Teknolojik ilerleme şirketlerin müşteriyle iletişim ve etkileşim şekillerini değiştiriyor. Perakende alanında bu değişim, fiziksel ile sanal arasındaki bariyerlerin giderek daha da silikleşmesini sağlıyor. Artırılmış ve sanal gerçeklik teknolojileri, sanal alışverişi fiziksel mağazaya gitmekten daha zengin bir deneyime dönüştürmeleri açısından dikkat çekiyor.

Dünyanın en büyük markaları, fiziksel ve çevrimiçi mağazaları arasındaki bağı sundukları müşteri deneyimi açısından birbirlerine benzeştirmeyi kendilerine misyon edinmiş durumdalar. Bu denemelerin merkezinde bulunan artırılmış ve sanal gerçeklik teknolojileri, satın alma deneyimini iyileştirmek için hem fiziksel hem de dijital öğelerin aynı anda kullanılmasını mümkün kılıyor.

Artırılmış ve sanal gerçeklik (AR ve VR), ihtimallerin ve potansiyelin sonsuz görüldüğü alanların başında geliyor. Goldman Sachs tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, bu teknolojilerin oluşturduğu yeni pazar 2020 yılında 30 milyar dolar, bir diğer deyişle günümüz TV pazarından daha büyük bir hacme ulaşacak.

Alışverişte dijitalin ağırlığı artarken, “internetten araştır, mağazadan al” gibi yeni ve melez yaklaşımlar da müşteriler arasında popülerlik kazanıyor. Bunun tam tersi senaryolar da mevcut; kimi müşteriler e-ticaret platformlarında gördükleri bilgi ve multimedya öğelerini yeterli bulmayarak, önce mağazada bizzat görüp, ardından daha uygun fiyata internetten satın alabiliyor.

Hâlihazırda alışveriş alanında fiziksel ile dijital iç içe geçmiş durumda. Artırılmış ve sanal gerçeklik teknolojilerinin e-ticarette daha yoğun kullanılacağı gelecekte ise fiziksel ve dijital mağazalar arasındaki fark hiç olmadığı kadar azalacak.

Günümüzde bu teknolojileri kullanarak e-ticarete devrim niteliğinde örnekler kazandıran firmalar var. Örnekleri incelemek, bahsettiğimiz geleceği ön görmenizde size yardımcı olacak.

Daha fazla interaktif bilgi

Artırılmış gerçeklik, müşterilerin fiziksel mağazalarda ilgilendikleri ürünlere dair daha fazla bilgiyi kolayca edinmelerini sağlayacak. Google Lens ve benzeri görsel tanımlama teknolojileri, müşterilerin hangi ürüne baktığını anlayacak ve sağladığı bilgilerle karar verme sürecini etkileyecek. Öyle ki, müşteriler daha mağazanın kapısından girmeden bu teknoloji sayesinde tüm ürün kataloğunu, çalışma saatlerini ve promosyonları öğrenebilecek.

Dijital alışveriş danışmanı

Apple’ın geliştirdiği artırılmış gerçeklik aracı ARKit, geliştiricilerin artırılmış gerçeklik uygulamaları geliştirirken daha önce sahip olmadıkları hızlı hareket takibi, sanal objeleri gerçek yüzeylere sabitleme ve müthiş görüntü kalitesi gibi yeniliklerden faydalanmalarını sağlıyor. Artırılmış gerçeklik üzerine kurgulanacak dijital alışveriş asistanlarının, müşterileri hem fiziksel hem de dijital mağazalarda satın alma sürecinde desteklemesi öngörülüyor.

İade ve değişimi azaltacak gerçekçi deneyim

E-ticaretin en büyük avantajlarından birisi, satın almadan önce deneme sürecini ortadan kaldırması. Fakat bunun bir de dezavantajı var; birçok e-ticaret platformu yüksek iade ve değişim talepleriyle karşılaşıyor. Örneğin Almanya’da ayakkabı ve tekstil ürünlerdeki ortalama iade ve değişim talebi yüzde 50 ile yüzde 60 arasında.

Kimi perakendeciler, ürünleri gerçekten denemeden iade ve değişimi azaltmanın yolunu “hiper-gerçek deneyimler” yaratmakta buldular. Japonya’da Uniqlo, İngiltere’de Topshop mağazalarına LCD ekranlar yerleştirerek müşterilerin seçtikleri ürünleri sanal olarak denemelerini sağlıyorlar.

GAP tarafından Google ve Avametric desteğiyle hayata geçirilen GAP Dressing Room ise önceki örneklerin bir adım ilerisinde. GAP Dressing Room (GAP Soyunma Kabini) isimli uygulama, kullanıcılara kendileriyle aynı morfolojiye sahip bir sanal manken üzerinde seçtikleri kıyafetleri görme ve satın alma imkânı sağlıyor.